Oluç: Mücadelemiz sokakta devam edecek

img
ANKARA - HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, kayyım atamalarına karşı sokaktaki siyasi faaliyetlerini yeniden devreye koyacaklarını belirterek, “AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı sıfatıyla muhalefet partilerine ağır hakaretler savuracak, ama muhalefet partileri, diğer toplumsal ve siyasal muhalefet susacak, böyle bir şey yok” dedi.
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, gündemdeki gelişmelere ilişkin aralarında Mezopotamya Ajansı’nın da (MA) bulunduğu bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı.
 
 Meclis haftaya açılıyor, Meclis’e gelmeye ve sokağa çıkma kararı aldık dediniz... Bir planlamanız var mı? 
 
Kayyım atamaları devam ediyor. 5 yere kayyım atadı. Zaten koronavirüs salgını başladığından bir hafta sonra da 8 belediyeye kayyım atanmıştı. Operasyonlar durmadı. Yine Diyarbakır'da 18 arkadaşımızı, ağırlıklı olarak kadın arkadaşlarımız gözaltına alındı. Bir yandan da Ankara'da kayyım atamalarını protesto etmek için eylem yapan milletvekillerimize ve il yöneticilerimize ağır saldırı yapıldı emniyet güçleri tarafından. Siz de belki izlemişsinizdir, herkese sosyal mesafe filan diye çağrı yapan emniyet güçleri, hiç utanmadan, sıkılmadan, vekillerimizin eline koluna dokunup, milletvekillerini engellemeye çalıştılar. Demek ki emniyet güçleri, polis için bize karşı sokağa çıkma meselesinde ve sosyal mesafe meselesinde herhangi bir sınırlama yok. O zaman madem emniyet güçleri bizim arkadaşlarımıza, halkımıza karşı herhangi bir mesafe koymaya gerek duymuyor, o zaman biz de bunu gerekli görmeyelim.  
 
Bu konuda Merkez Yürütme Kurulu toplantımız var, planlamasını yapacağız. Biz normal sokak faaliyetlerimize geriye döneceğiz. Özellikle Kürt illeri açısından da batıda da bu planlama doğrultusunda normal siyasi faaliyetlerimizi yapacağız. İktidarın, İçişleri Bakanlığının, emniyet güçlerinin bize tutumu son derece rahatsız edici, hukuk dışı, Anayasa dışı olduğunu zaten hep söylüyoruz. Ama koronavirüs salgını günlerinde de bu tutumları insanlık dışı doğrusu. Bize böyle insanlık dışı davranıyorlarsa, biz de o zaman siyasi faaliyetimizi bildiğimiz gibi yaparız dedik ve yapacağız. MYK’de bir planlama yapacağız ve o doğrultuda davranacağız.
 
 
 AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı sıfatıyla her gün muhalefet partilerine ağır hakaretler savuracak, ama muhalefet partileri diğer toplumsal ve siyasal muhalefet susacak, oturacak, böyle bir şey yok.
 
“Sokak faaliyetlerimize döneceğiz” dediniz. Biraz açar mısınız?
 
Yaz ayları için bir planlama çıkaracağız, aşağı yukarı kaba hatları ile belli oldu. Yaz aylarında her zaman yaptığımız siyasi faaliyetleri yeniden devreye koyacağız. İşte halk toplantıları olsun, çeşitli etkinlikler olsun. Elbette halkın sağlığını gözeterek, tedbirlerini alarak bunu yapacağız. Yoksa biz halktan bir kişinin bile rahatsızlanmasını istemeyiz. Ama şu havayı artık kabul etmeyeceğiz: İktidar bütün emniyet güçleri ile her türlü saldırıyı yapmaya devam edecek, ama biz evde kalıp ellerimizi kavuşturup oturacağız, böyle bir şey yok, yani bunu kabullenmeyeceğiz. Zaten Meclis'te açılıyor, Meclis çalışmaları da sürecek. Dolayısıyla siyasi partiler de siyasi faaliyetlerini yapmalılar. Biz bütün siyasi partilere de, sivil toplum kuruluşlarına da öneriyoruz. İktidar her türlü saldırıyı yapacak, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı sıfatıyla her gün muhalefet partilerine ağır hakaretler savuracak, üstelik de bunu koronavirüs salgını tedbirlerinin ne olduğunu açıkladığı bir konuşmalarda yapacak, ama muhalefet partileri diğer toplumsal ve siyasal muhalefet susacak, oturacak, böyle bir şey yok.
 
Biz elbette ki tedbir alacağız, elbette herhangi birinin sağlığına zarar gelsin istemeyiz. Ama bu artık toplumsal ve siyasal muhalefetin evine kapanması ve sokaktan geri çekilmesi tutumunun iktidar tarafından, emniyet güçleri tarafından kötüye kullanıldığını düşünüyoruz ve artık bu şekliyle bunu kabul etmeyeceğiz. Emniyet güçleri utanmaz bir şekilde milletvekillerimizin kollarından tutup, çekiştirme cesaretini koronavirüs salgınına rağmen buluyorlarsa, sosyal mesafeyi kullanmıyorlarsa, o zaman biz de kullanmayız. Onlar ne kadar cüretkar ve saldırgan davranıyorlarsa, biz de o kadar cesaretle onlar karşısında siyasi faaliyetimizi sürdüreceğiz. Bütün toplumsal ve siyasal muhalefete de bunu öneriyoruz. Atölyelerde, fabrikalarda herkes çalışacak, her yer açılacak ama siyasiler faaliyetlerini yapmayacaklar, öyle bir şey yok. Biz de bayram sonrasında olağan siyasi faaliyetlerimize başlayacağız. Halk toplantıları, mitinglere kadar bir planlama çıkartıyoruz. Bunların hepsini, yeni dönemin koşullarına uygun şekilde, her türlü siyasi faaliyetimizi yapacağız. İktidar karşısında bu tutumu benimsemediğimiz göstereceğiz.
 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin milletvekili transferini engellemesi çağrısı var. AKP’de buna destek verdi ve Haziran ayına işaret etti. Bu tartışmayı nasıl değerlendiriyorsunuz, tutumunuz ne olur? 
 
Bu tartışma nereden başladı, öncelikle bunu konuşmak gerekiyor. Ben AKP sözcülerinin, milletvekili transferi konusundaki sözlerini doğrusu çok manidar buldum. Eğer yanlış bilmiyorsam, bu dönemde AKP İyi Parti’den iki milletvekili transfer etti.
 
Bir de MHP var galiba...
 
Evet. Fakat bu AKP sözcüleri bunu dillendirdikleri için biraz manidar buldum. Milletvekili transferi yapan kendileri. Bu tartışma nereden çıktı? Sayın Kılıçdaroğlu'nun bir baskın seçim olması halinde DEVA ve Gelecek Partisi'nin seçime giremeyecek durumunda olmaları halinde, onlara imkan sağlayacaklarını söylemesinden kaynaklandı. Önce bunun gerekçesine bakmak gerekiyor. Geçen dönem seçimler erken seçim olduğu için İYİ Parti seçime giremeyecekti böyle bir tutum aldı CHP. Ama İYİ Parti aslında aldığı oyla ve seçime girmeyi ve halkın teveccühüne belli bir oranda sahip olduğunu gösterdi. Dolayısıyla İYİ Parti’nin seçime girmesini engellemek isteyen iktidar partilerinin aslında etik açıdan da siyasi açıdan da bir kumpas peşinde oldukları ortaya çıktı. Eğer iktidar partileri erken seçim, baskın seçim gibi önlemler ile aslında kendilerinden oy alacak olan ve iktidar olmalarını engelleyecek olan siyasi partileri seçim dışında bırakmayı hedefliyorlarsa, siyasi etik açısından sorgulanması gereken iş esas olarak budur. Toplumdaki bütün siyasi akılların, görüşlerin, fikirlerin Meclis'e yansıması gerekir. Bizim tutumumuz hep bu olmuştur. Bizim baraj karşısındaki itirazımız da hep bu olmuştur.
 
Yüzde 10 barajıyla toplumun çok farklı kesimlerinin Meclis'te yer almasını, temsilde adaleti engellediği için karşı çıkmışızdır yüzde 10 barajına. Diğeri de aynı oyundur. Toplumda zemini olan, karşılığı olan siyasi partiler seçime girmesin diye, türlü oyunlar yapılmaktadır. Şimdi oyunu bozmak için adım atmaya kalkanlar mı acaba siyasi etiği yaralıyor, yoksa oyun yaparak siyasi partileri Meclis dışında bırakıp, kendi iktidarlarını sürdürmeyi hedefleyenler mi siyasi etiği yerle bir ediyor? Buraya bakmak gerekiyor. Dolayısıyla bizim yaklaşımımız bu olacaktır.
 
İkincisi, seçim yasasında değişiklik yıllardır tartışılıyor. Mesela baraj meselesi. Seçim yasasında değişiklik yapılmalı ve yüzde 10 baraj gibi hiçbir demokratik ülkede olmayan, Türkiye zaten demokratik değil, ama hiçbir demokratik ülkede olmayan barajın anlamı da zaten yoktur ve kalmamıştır. Seçim yasasında hakikaten demokratik seçimler olsun diye değişiklik yapalım diyen bir anlayış olsa iktidar tarafında çok saygıdeğer bir tutum olur. Ama onların tutumu, nasıl olurda kendi iktidarımızı, koltuğumuzu sağlama alırız ve diğer partilerin seçime girmesini engelleriz doğrultusunda olduğu için, hiçbir saygı değer yanı yoktur bu tutumlarının. Evet, hem seçim yasasında hem siyasi partiler yasasında bütün anti demokratik hükümler değiştirilmeli. Mesela yeni kurulmuş partilerin seçime girebilme haklarını elde etme koşulları son derece ağır ve manasızdır. Bu seçim ve siyasi partiler yasaları Kenan Evren döneminde, cunta döneminde, diktatörlük döneminde çıkarılmış olan yasalardır. Neden bunun arkasında duruyor iktidar partileri? Bunun da açıklaması yoktur. Biz bu tartışmanın tamamen kendi iktidarlarının bekasını koruyabilmek için yapılan tartışmalar ve adımlar olduğunu düşünüyoruz. Tutumuz bu yönde olacak. İktidarın demokratik adım atma niyetinde olduğunu düşünmüyoruz.
 
 
 Eğer güçlü bir yerel demokrasi olmazsa, yürütmenin tahakkümü altında olmayan, yürütmenin merkezi bir vesayet kuramadığı güçlü bir yerel demokrasi olmazsa, yerinden ve yerelden yönetim demokratikleşmezse, merkezi yönetimde demokratikleşme olmaz.
 
 
 Demokrasi İttifakı çağrınız vardı. Bu kapsamda çalışmalar yürüttünüz. Demokrasi İttifakı konusunda bir gelişme var mı? Bu konuda aktif görüşmeler var mı?
 
Demokrasi ittifakını tarif ederken, ağırlıklı olarak bunun anlayışını tarif ettik, politik zeminini tarif ettik. Hangi asgari demokrasi taleplerinde ve zemininde farklılıkları olan partileri bir araya gelebilirler diye. Yoksa bizim bugüne kadar Demokrasi İttifakı tanımımızda örgütsel bir şema tarifimiz olmadı. Bunun zaten bu haliyle doğru bir adım olacağı kanaatinde değiliz. Esas olan siyasi partiler arasında asgari demokratik taleplerin zeminin olması gerekiyor. Bunun içinde epey bir mesafe kaydedildi diye düşünüyorum. Bu illa görüşmeler olması anlamında söylemiyorum ama farklılıkları olan siyasi partilerin tutumlarına baktığımızda, bugün ileri sürdükleri görüşlere, taleplere baktığımızda aslında bunu görüyoruz. Bütün siyasi partiler kuvvetler ayrılığının yeniden tesis edilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Bütün siyasi partiler hukukun üstünlüğü, yargıda bağımsızlık ve tarafsızlık sağlanması gerektiğini söylüyorlar. Yürütmenin yargı üzerindeki tahakkümünün kalkması gerektiğini söylüyorlar. 
 
Bütün siyasi partiler güçlü bir parlamenter sistem fikrini ortaya koyuyorlar. Bu tek adam yönetiminin demokrasi ile alakasının olmadığını anlatıyorlar. Bütün muhalif siyasi partiler baktığımızda güçlü parlamenter sistemin güçlü yerel demokrasi üzerinden yükseleceğini söylüyorlar. Güçlü yerel demokrasinin bu korona günlerinde neden önemli olduğunu bu süreçte gördük zaten. Yürütmenin başı ne yaptı? Yerel yönetimlerle iş birliği yapmak, ortaklaşmak, halk sağlığı açısından ortak adımlar atmak, sosyal güvenceler konusunda ortak adımlar atmak gerekirken, yerel yönetimlerin üzerine bastı ve kıpırdayamaz hale geldi. Ekmek dağıtılmasının engellenmesi, aşevi açılmasının engellenmesi… Yerel yönetimlerin halka yardım ve dayanışma göstermesi, desteğini arttırması anlamında attığı bütün adımların engellenmesi, keza korona sürecinde bizim 13 belediyemize kayyım atanması. Bütün bunların gösterdiği şu oldu: Eğer güçlü bir yerel demokrasi olmazsa, yürütmenin tahakkümü altında olmayan, yürütmenin merkezi bir vesayet kuramadığı güçlü bir yerel demokrasi olmazsa, yerinden ve yerelden yönetim demokratikleşmezse, merkezi yönetimde demokratikleşme olmaz aslında. Bunu bir kez daha göstermiş oldu. Muhalif siyasi partiler bunun farkına vardı ve bu konudaki talepleri ortaklaştı. Toplumsal ve siyasal muhalefet açısından Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmelerin uygulanması ve geçerli olması konusunda bir fikir birliği olduğu ortaya çıktı. Evrensel hukuk ilkeleri, hak ve özgürlükler konusunda ortak bir yaklaşım olduğu ortaya çıktı.
 
Dolayısıyla siyasal partilerin bir demokrasi ittifakını geliştirmek açısından baktığımızda, asgari demokrasi talepleri konusunda temel yaklaşımları büyük bir yan yana yürüyüş, büyük bir ortaklık olduğu görülüyor. Bu bizim açımızdan çok önemli. Bunun mümkün olduğu kadar da yaygınlaşması yani sadece siyasal muhalefette değil, toplumsal muhalefette de yaygınlaşması için bizi elimizden geleni yapıyoruz. Sivil toplum örgütleri, sendikalar, odalar, birlikler bu konuda da geniş bir mutabakatın oluşması için elimizden geleni yapıyoruz. Budur esas önemli olan, demokrasi ittifakının politik zeminin güçleniyor olması ve ortaklaşıyor olması önemli. Bu konuda oldukça iyi ve önemli adımlar atlıyor diye düşünüyorum. Her geçen gün yaşananlar, aslında HDP’nin ve diğer siyasal muhalefetin var olan tek adam rejimi karışışında ki eleştirilerinin ne kadar doğru ve haklı olduğunu ortaya çıkarıyor.
 
 
Darbeci arıyorlar ya çok aramalarına gerek yok, aynaya baksın bu iktidar, darbecilerin kim olduğunu o aynada görürler. Bu kadar açık ve net. Siyasi darbe yapıyorlar halkın iradesine.
 
Bazı anketler iktidarın oylarının eridiği yönünde sonuçlar ortaya koyuyor. Sizdeki durum nedir? HDP oyları ne durumda?
 
Özellikle salgın döneminde yapılan anketlerin ağırlıklı olarak telefon anketleri olduğunu biliyoruz. Ve bu telefon anketlerinin sağlıklı olmadığı kanaatindeyiz. Esas itibariyle Sarayın denetimi altında ve onlarla iş birliği içindeki anket çalışmaları çıkıyor ortaya. Kayyımların atandığı özellikle Kürt coğrafyasındaki illere baktığımızda, çok net olarak, durum iktidar açısından ciddi bir aşağı gidişi göstermeye devam ediyor. Attıkları her kayyım adımı ile beraber özellikle Kürt seçmen açısından baktığımızda, güveni biraz daha yitiren bir sonuç ortaya çıkıyor. Bu kayyım atamalarının iktidar partilerinin, özellikle de AKP’nin Kürt seçmen nezdindeki var olan küçük desteğini de ortadan kaldırma doğrultusunda bir gelişmeyi gösteriyor. Bizim tespitlerimiz bu yönde. Çünkü insanlar şunu söylüyor: Seçim yapıyoruz ve gidip oy veriyoruz, bizi yönetecekleri seçiyoruz, ama sonra iktidar kayım atıyor ve onları görevden alıyor. Bu sadece belediye başkanları açısından geçerli değil, belediye meclis üyeleri açısından da geçerli. Kayyım atanan belediyelerde, o atanan valiler ve kaymakamlar aslında belediye meclisini de işlemez hale getiriyorlar. Yani resmen feshetmeseler de toplantıya çağırmayarak fiilen belediye meclislerini işletmiyorlar. Belediye meclislerinde sadece HDP yok ki, evet HDP çoğunlukta oradaki birçok belediye meclisinde ama o belediye meclisinde AKP’li ve CHP’li belediye meclis üyeleri de var. 
 
Dolayısıyla onları da bir biçimiyle işlevsiz hale getiriyor kayyım atamaları. O yüzden kayyım atanan yerlerde seçmen bunu görüyor ve o zaman seçim yapmanın anlamı ne sorusunu soruyor. Ve kim bunu yapıyor diye baktıklarında da AKP iktidarını görüyorlar. Adalet ve Kalkınma Partisi seçmenlerinde bile bu kayyım atamaları gerçekten çok ciddi olarak eleştirildi. Şimdi koronavirüs dönemindeki 13 belediyeye kayyım atanması, bunu perçinledi doğrusu. Bizim de geriye 12 belediyemiz kaldı zaten. Bugün yarın oralara da bir bahane bulup kayyım atayabilirler. Ve böylece planlı olarak hazırladıkları, halkın iradesini gasp etme ve siyasi darbe yapma işinin son aşamasını da gerçekleştirmiş oluyorlar. Darbeci arıyorlar ya çok aramalarına gerek yok, aynaya baksın bu iktidar, darbecilerin kim olduğunu o aynada görürler. Bu kadar açık ve net. Siyasi darbe yapıyorlar halkın iradesine.
 
HDP’nin gündeminde kayyımlara karşı yerel yönetimlerden çekilme seçeneği var mı?
 
Yerel yönetimlerden çekilme diye bir tartışma gündemimizde yoktur. Geçtiğimiz yıl Kasım ayında Ankara’da yaptığımız toplantı ile o konuyu kapattık. Herhangi bir yerden çekilmiyoruz, çünkü o yerleri kazanmak için çok ciddi bedeller ödendi. Hiçbir yeri mücadele etmeden onlara teslim etmeyeceğiz. Onlar gasp etsinler, hukuksuzluk yapsınlar, uluslararası demokratik sözleşmeleri çiğnesinler, tekrardan ilk seçimde oraları kazanacağımıza eminiz. Zaten geçen gün Cumhurbaşkanı sıfatıyla AKP Genel Başkanı Erdoğan konuşurken demişti, “Muhalefeti sandıkta hezimete uğratacağız” diye. Biz de dedik, “Siz bize hodri meydan” diyorsanız, biz de size “Hodri meydan” diyoruz, sandığı ilk olarak kayyım atadığınız yerlere koyun. Kim kimi hezimete uğratıyor göreceğiz diye. Bunu söyledik, bu konuda çok kararlı ve inançlıyız. Çalışmamızdan da asla taviz vermeyeceğiz. Kayyıma karşı mücadelelerimiz, sokakta da devam edecek. Protestolarımız devam edecek. Mahalle mahalle örgütlenmeye devam edeceğiz.
 
Dün yeniden Diyarbakır’da gözaltılar olunca, bir espri yaptım, “Kaç gündür herhangi bir gözaltı olmuyordu” diyordum, huzursuzduk, niye böyle bir şey yapmıyorlar diye. Çünkü onlar şöyle düşünüyorlar, gözaltı ve tutuklama yapmadıklarında, huzursuz oluyoruz. Biz gözaltına alınan ve tutuklanan her arkadaşımız için üzülüyoruz, ama şu durumda iktidarın en ufak bir kuşkusu olmasın ki, hiçbir kişi, Kürt halkı, Türkiye barış ve demokrasi güçleri asla ve asla gözaltı ve tutuklamalar nedeniyle siyasi faaliyet yapmaktan vazgeçmiyor. Toplumsal muhalefeti sürdürmekten vazgeçmiyor. Gözaltı ve tutuklama yaparak, bu mücadeleyi durdurabileceklerini, bize diz çöktüreceklerini zannedenler, büyük yanılgı içindeler. 2016’da yaptılar 4 Kasım siyasi darbesini, aradan neredeyse dört yıl geçti. O günden bugüne ne cezaevinde olan bir arkadaşımız ne de dışarıda olan bir arkadaşımız boyun eğdi. O konuda son derece kararlıyız.
 
Ahmet Şık’ın istifası ve ardından Ayhan Bilgen’in eleştirileri var…
 
Ahmet Şık’ın istifası hakkında MYK’mız bir açıklama yaptı. HDP, diğer siyasi partiler gibi içinde çeşitli görüş ayrılıkları olan bir parti, bu bize aykırı olan bir şey değil. Bu tartışmaların yapılıyor olması demokratik işleyişin bir gereğidir. Biz 2019 yılında, 2020 kongresine hazırlık olarak, bir yıl boyunca tüm il ve ilçelerimizde konferanslar yaptık. Ardından bölge konferansları yaptık. Örgütlenme, parti içi demokrasi gibi konuları özellikle tartıştık. Sonunda da Diyarbakır’da merkezi örgütlenme konferansı yaptık, bu tartışmaları raporlaştırarak, bir sonuç ortaya koyduk. Parti içi demokraside nerede eksiklikler var, Genel Merkez ile il ilçe ya da Meclis Grubu ile ilişkilerde hangi sorunlar var. Tüm konuları detaylı bir şekilde masaya yatırıp, tartıştık ve sonuçlar çıkardık. Dolayısıyla biz böyle bir tartışma sürecinden gelerek, 2020 Şubat ayında gerçekleştirdiğimiz 4’üncü büyük kurultayımızı yaptık. 
 
HDP içindeki tartışma her siyasi partide olduğu gibi vardır, bu demokrasinin gereğidir aynı zamanda.  “ekipler tartışması” yok ama HDP’nin içinde bileşenleri vardır, bireyler vardır, çeşitli platformlar vardır. Bu tartışmalar bir şekilde sürer ve bu doğal olandır. Hantallık meselesine gelince. Keşke biraz hantal olsaydık da bu kadar çok koşturmasaydık. HDP’nin il ilçe yöneticilerinin diğer partilerle karşılaştırıldığında -diğer partiler çalışmıyor demiyorum- HDP il ilçe yöneticileri PM üyeleri gerçekten inanılmaz bir performans ile çalışırlar. Tek tük aksamalar olabilir, kimi zaman sağlık nedenleri ya da arkadaşlarımızın yetmezlikleri olabilir, ancak bunlar düzeltilebilir. Böyle dinamik bir çalışma anlayışı ve tarzı olmasaydı, üyeler, yöneticiler milletvekilleri böyle bir tavır göstermiyor olsalardı zaten iktidarın bu baskıları, saldırıları karşısında herhangi bir siyasi parti ayakta duramazdı, HDP de duramazdı. Ayakta durmasının nedeni bu dinamik yapısıdır.
 
Ahmet Şık’ın eleştirilerinin bir kısmı doğru olabilir. Bu eleştiriler o konferanslarda da yapılmıştır. Ama bunların tartışılması, eleştirilmesi bunların özeleştirel bir tarzla yapılması gerekir. Her siyasi partide olduğu gibi her mücadele eden yapıda olduğu gibi, HDP de de yanlışlar ve eleştiriler olur, bunları gidermek için fark ettiğimiz ölçüde adımlar atılır. Bunun için istifa etmeye gerek yok. Ayhan Bilgen de HDP’nin eş belediye başkanıdır. HDP de çok çeşitli görevlerde bulunmuştur. Eş Başkan Yardımcılığı, Grup Başkanvekilliği yapmıştır. Biz bunları tartışırız. Yanlışlarımız varsa bunları düzeltmeye çalışırız. Bazen eleştirilerde de abartı olabilir onları da tartışarak eleştirenlerle gidermeye çalışırız. Belki iktidar HDP içinde şey yaratmaya çalışıyor. Çok eskiden bu yana, şahinler güvercinler diye tartışmalar karşımıza çıkar. Dediğim gibi HDP’nin içinde demokratik tartışma ve eleştiri zemini her zaman vardır. HDP gibi bir parti, iktidarın saldırıları altındaki bir parti kendi içinde demokratik mekanizmaları işletmiyor olsa, zaten o kırılma yaratır. Bizim açımızdan eleştiri özeleştiri mekanizmasının işliyor olması çok önemlidir. Başka türlü bu saldırılara dayanılamazdı.
 
İnfaz paketi CHP tarafından Anayasa Mahkemesi’ne götürülüyor. Esastan başvuru için geç kalındığını düşünüyor musunuz? AYM kararının sonuçları ne olabilir?
 
İki ayrı başvuru. Birincisinin 10 günlük zamanı vardı, CHP zamanında başvurusunu yaptı. O görüşme Anayasa Mahkemesi’nde henüz sonuçlanmadı. Biz de izliyoruz. Yakında sonuçlanacaktır. İkinci başvuru için 60 gün vakit vardı. CHP o konuda hazırlığını yapıyor. Biz de hazırlığımızı yapıyoruz. Biz de kendi dilekçemizi hazırladık. O konuda hangi noktalar önemlidir, hangi maddelere nasıl itirazlar yapılmalıdır hususunda, bizim de hukuk komisyonumuzun, hukukçu akademisyenlerle birlikte yaptığımız bir çalışma var.
 
Ben geç kalındığı kanaatinde değilim. 60 günlük süre var. Önemli olan en doğru etkili dilekçeyi sunabilmektir. Acele ile eksik ve yanlış iş yapılırsa boşa iş yapılmış olur. Geç kalındığı eleştirimiz yok. CHP’nin çalışmasını da yakından takip ediyoruz bir şekilde. Biz de hazırlıklarımızı yaptık. Görüş alışverişinde de bulunacağız. Pakette 69 madde var ama hepsi AYM’ye itirazı gerektiren maddeler değildi. Bütün maddeler hakkında itiraz doğru olmaz. Burada adil olmayan, eşitsizliği yaratan maddeler hangileri ise onlar hakkında başvuru yapılacak. Doğru bir tutum olacağı kanaatindeyim.
 
Dolayısıyla ben bir geç kalındı eleştirisini çok dile getirmiyorum. Öyle bir eleştirimiz yok. CHP’nin çalışmasını da takip ediyoruz bir şekilde. Bizde hazırlıklarımızı yaptık. Mutlaka onlarla da bir görüş alışverişinde de bulunacağız. Zaman zaman Meclis’te de bu konuda görüşmeler yapmıştık zaten. Meclis açılınca da görüş alışıverişinde bulanacağız. Sizin dediğiniz 69 madde doğru, pakette 69 madde vardı, ama bu maddelerin hepsi Anayasa Mahkemesi’ne itirazı içeren maddeler değildi. Dolayısıyla bütün maddeler hakkında itiraz zaten doğru bir şey olmaz. Dolayısıyla burada acil olmayan ve eşitsizliği yaratan maddeler hangisi ise onlar hakkında esas itibari ile başvuru yapılacak ve onun ben doğru bir tutum olduğu kanaatindeyim. Önümüzdeki günlerde göreceğiz. Biz bunun önemli olduğunu düşünüyoruz. 
 
Çünkü çok büyük adaletsizlik ve eşitsizlik yaratıldı. Yani hatırlayın o günlerde tartışılıyordu. 300 bine yakın 295 bin küsuratı olan bir rakam tutuklu ve hükümlü vardı. Yaklaşık 90 bin küsur kişiye yarayan bir değişiklik, infaz özel af çıkartıldı. Geriye kalan yaklaşık 200 bin tutuklu ve hükümlü hakkında hiçbir karar alınmamış oldu. Büyük bir eşitsizlik adaletsizlik. Öyle umuyoruz ki anayasa mahkemesi bu başvurular sonunda hem birinci başvuru hem ikinci başvuru, çünkü bizim kanaatimiz bunun aynı zamanda bir özel af olduğunu doğrultusundadır. O ilk başvurunun da doğru bir başvuru olduğunu düşünüyoruz. Anayasa Mahkemesi geçmişte içtihatlarına ve uluslararası demokratik sözleşmelere Türkiye’nin altında imzası olan sözleşmeye de uygun davranarak, AİHM’ sinin içtihatlarına da uygun davranarak, bu konudaki itirazları olumlu değerlendirir ve bu eşitsizlikleri ve adaletsizliklerin ortadan kaldırılması doğrultusunda adım atılmasının önünü açar diye umut ediyoruz. Ama Anayasa Mahkemesi’nin ağır bir siyasi baskı bir görüşme baskısı altında olduğunu yürütme tarafından, yürütmenin başı tarafından da çok ciddi olarak baskılandığını biliyoruz. Ama buna rağmen umarız ki Anayasa Mahkemesi’ndeki karar vericiler bu baskılara boyun eğmezler. Hukuku, uluslararası hukuku, vicdanı ve adaleti ön plana alırlar diye umut ediyoruz. Beklentimiz budur esas olarak.
 
 Teklifi Meclis’e tekrar gönderilip görüşülmesi gibi mi bir karar alabilir?
 
Çeşitli yolları var. 90 bin civarında insan salındı. Bunların tekrar geriye toplanması söz konusu olamayacağı için salınmamış olanların da bu haklardan faydalanabilmesi için bir içtihat ortaya atıyor olması gerekiyor. O doğrultuda da adım atılması gerekiyor.
 
Siz ‘bir hazırlık yaptık’ dediniz, bu hazırlığı CHP’ye mi göndereceksiniz? Yoksa bireysel başvurular için mi kullanacaksınız? 
 
Bireysel başvurular için de kullanacağız. Elbette ki yani fikirlerimizi öğrenmeleri açısından bu infaz yasasına Meclis’te hayır demiş olan siyasi partilere, hem CHP hem de İYİ Partiye bu konudaki görüşlerimiz ileteceğiz. Bu hem siyasi nezaket açısından gerekli olandır. Çünkü sonuç oylamasında esas bu üç parti hayır demişti. Grubu olan partiler açısından baktığımızda.  Onlara, tabiî ki Saadet Partisi’ne ve Türkiye İşçi Partisi’ne de ileteceğiz. Görüşlerimizi bilsinler. Esas olarak da kişisel başvurular doğrultusunda bunu kullanacağız. Temel yaklaşımımız budur.
 
 İYİ Parti ile aranızda “görüşme” tartışması yaşandı. İYİ Parti iktidarı eleştirirken şunu söyledi, “Yeniden bir iktidar, yeniden bir çözüm süreci başlıyor” dedi. Kürtlerle diyaloga gireceğini söyledi. İktidar kanadı ile böyle bir görüşme var mı aranızda?
 
Benim bildiğim hiçbir temas yok. Bu doğrultuda herhangi bir temas yok. Benim bilmediğim bir şey var mı onu bilmiyorum. Ama olsa bilirdim diye düşünüyorum. Sadece şunu söyleyeyim. Şu anda iktidarın en açık ve ağır saldırılarına maruz kalan HDP’dir esas itibari ile. Yani işte yerel yönetimlerde kayyım atanması ya da biraz önce konuştuk yapılan gözaltı operasyonları. Bizim üyelerimize, yöneticilerimize… Şu anda tam sayıyı bilmiyorum, HDP’li vekiller hakkında Meclis’e gelmiş olan fezleke sayısı 800’ü aşmıştır. Tam rakamı bilmiyorum ve yanlış bir şey de söylemek istemiyorum. Ama yüzlerce fezleke gelmiştir ve gelmeye de devam ediyor. Şimdi bu kadar ağır saldırı altındayken, iktidarın bizimle bir ilgili bir çözüm süreci konusunda temasta bulunması, yani pek akılla açıklanabilecek bir durum değil.
 
 
Meclis’te bulunan siyasi partiler, muhalefetiyle, iktidarıyla, bu toplumsal, tarihsel, siyasal sorunumuzu çözmek için mücadele etsinler, ortak komisyonlar kurulabilir.
 
 HDP dışında, sizi devre dışı bırakan bir arayış olabilir mi?
 
Dediğim gibi benim bildiğim bir şey yok. Çeşitli yollar deneyebilirler bizim dışımızda. Bunun da çok akıllı, rasyonel bir politika olduğunu söyleyemem. Çünkü biz şunu söylüyoruz, biz diyoruz ki Türkiye’deki sorunlarımızı, Kürt sorunu dâhil olmak üzere, konuşarak, diyalog kurarak, mücadele ederek çözelim. Şiddet bu konuda çözüm yolu değildir diyoruz. Dolayısıyla bunu söylerken de konuşalım, müzakere edelim derken de bunun çözüm mercilerinin en başında da Meclis gelmektedir diyoruz. Yani Meclis’te bulunan siyasi partiler, muhalefetiyle, iktidarıyla, bu toplumsal, tarihsel, siyasal sorunumuzu çözmek için mücadele etsinler, hani ortak komisyonlar kurulabilir. Çeşitli yollar bulunabilir. İlla şu olsun diye bir dayatmamız yok, ama bunun konuşulması gereken, çözümün üretilmesi gereken yasal ve anayasal anlamda yer Meclis’tir diyoruz. Şimdi bizi dışlayarak bu yapmaya kalkıştığınızda, Meclisi de bu anlamda dışlamış olursunuz. O yüzden çok akıllı bir yol olduğunu doğrusu söylemek mümkün değil, eğer benim yolumu tercih edeceklerse. Ama dediğim gibi o konuda da duyduğum bir şey yok. 
 
Siyasetin içindeyiz bu tür adımlar atılıyorsa duyarız, biliriz en azından bunları ama herhangi bir şey yok. Tam tersi gelişme var. Biliyorsunuz Cumhurbaşkanı sıfatıyla konuşurken AKP Genel Başkanı, siyasi hastalıklardan, siyasi virüslerden de kurtulacağız dedi. Ve bunu söylerken de siyasal muhalefeti, Meclis’teki muhalefeti kastederek bunu söyledi. Hani şu şu partiler diye isim vermedi ama muhalefeti kastetti bu lafları ederken. Şimdi yürütmenin en başından bu anlayış ile hareket eden bir iktidarın, doğrusu herhangi bir çözüm arayışı içinde olacağı kanaatinde değiliz. Üstelik de MHP Liderinin şunlar değişsin diye sıraladığı listelerdeki maddelerden birisi de dokunulmazlık konusundaki beklentilerinin karışlanmasıdır lafı edildi. Şimdi nedir dokunulmazlıklar konusundaki beklentilerinin karşılanması, işte biraz evvel söyledim. Yüzlerce fezleke var vekillerimiz hakkında ve dokunulmazlıkların kaldırılması için bir uzlaşma sağlayalım diyor MHP Lideri. Bütün bunlar işin ortasındayken sanmıyorum, o konudaki değerlendirmelerin doğru olduğunu.
 
Erken seçim tartışmaları da sürüyor. Bir erken seçim bekliyor musunuz?
 
Ben şuanda iktidarın bu riski üstlenebileceği kanaatinde değilim. Onların aslında önüne gelen ve gerçek olan araştırmalar durumun çok parlak olmadığını gösteriyor. Şimdi seçim deyince, herkes Meclise bakıyor ama sadece Meclis değil ki. Meclis’te milletvekili sayıları yeniden belirlenecek sonuç olarak. Ama esas önemli olan Cumhurbaşkanlığı. Yüzde 50 artı 1’e ihtiyaç var. Şimdi yüzde 50 artı bir, çok riskli bir durum aslında. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu riski, hiçbir şey yokmuş gibi göze almasının çok kolay olduğunu sanmıyorum. Yani yapsa, sonucu kendisi için hazin olacaktır. Bunun farkındalar, dolayısıyla ben durumu toparlamadan, Türkiye’deki ekonomik açıdan yaşanmakta olan ve daha da derinleşecek olan krizi toparlamadan, iktidarın bir erken seçim adımı atacağı kanaatinde değilim. 
 
Biz tabii ki böyle bir şeyi yapacak olursa, aman yapma demeyiz. Ama ben iktidarın o adımı atacağı kanaatinde değilim. Herkes gözünü Meclis milletvekili oranlarına dikiyor, esas mesele yüzde 50 artı birdedir ve burada Tayyip Erdoğan’ın yüzde 50 artı bire cebimdedir diye düşündüğünü hiç zannetmiyorum. Gerginlikleri de ondan kaynaklanıyor. Şu anda siyasal muhalefete, toplumsal muhalefete yönelik kutuplaştırıcı, gerginleştirici, hakaret vari dili, üslubu, yaklaşımı da zaten bundan kaynaklanıyor. Var olan durumu görüyorlar, ittifakı kaybediyorlar. İttifakı kaybettiklerini gördüklerinde de gerginleşerek kendi taraflarını kontrol edip, muhalefeti de sindirmeye çalışarak, bu dönemi atlamaya çalışıyorlar. Yani muhalefetin artık sindirilecek bir durumu kalmadı. Muhalefet bütün bu oyunların farkında. 
 
Geçen gün bir konuşmasında belediyelere teşekkür ediyorum dedi. Haber oldu bazı kanallarda. Cumhurbaşkanı belediyelere teşekkür etti diye. Yani muhalif belediyelere teşekkür etti diye. Ya bir Cumhurbaşkanı muhalif belediyelere teşekkür etmesi haber oluyor bu memlekette. Şimdi o yüzden ben çok erken seçim havası olduğunu düşünmüyorum. Ama Türkiye bu, her an her türlü dengeler değişebilir. Ve kararı nihayetinde bir kişi verdiği için, yanlış kararlar olur ve iktidarların değişmesine sebep olur. Yani hiçbir zaman böyle bir şey olmaz demiyorum, ama şu andaki koşullar bir erken seçim için iktidar açısından uygun koşullar değildir. Yani keşke yapsalar da sonucunu görseler.
 
MA / Diren Yurtsever
 

Diğer başlıklar

08/08/2020
23:53 Mazıdağı kırsalında çatışma ve sokağa çıkma yasağı
23:51 Kurt taziyeleri karıştırdı
23:44 Hindistan’daki uçak kazasında ölü sayısı 18’e yükseldi
23:14 Adana'da bir genç daha serbest bırakıldı
21:51 MSB: Bir asker hayatını kaybetti
21:38 Şırnak ve Mardin'de orman yangınları
21:22 Can kaybı 5 bin 829’a yükseldi
20:21 Lübnan'da halk Dışişleri Bakanlığı'nı bastı
19:16 Zaynal Abarakov'un polis babası açığa alındı
18:55 ‘Düş Yolcuları Adalet Plaketleri’ töreni bir kez daha engellendi
18:42 Sakarya’da erkek şiddeti: 2 ölü, 4 yaralı
17:56 İşçilerden Dardanel ürünlerini boykot çağrısı
17:22 Hafriyat kamyonunun çarptığı diğer çocuk da yaşamını yitirdi
16:12 Bitlis’te yangın bir köyde kontrol altına alındı, bir köyde sürüyor
16:09 Demirtaş'ın buzdolabı talebi reddedildi
15:57 Gençler Zilan için pedal çevirdi
15:56 İzmir'de konser ve açık alan etkinliklerine yasak
15:52 Munzur Özgür Aksın Meclisi: İzin vermeyeceğiz
15:45 Jandarma Kürtçe mevlidi kesti: Ya Türkçe ya Arapça oku
15:36 Valiliğe Kaz Dağı başvurusu
15:06 ‘Gazeteci Tepe'nin failleri yargılansın’
14:57 Adana'da bir genç daha gözaltına alındı
14:55 Adana’da gözaltılara tepki
14:42 Eğitim Sen’den araştırma: 18 milyon öğrenci, 1 milyon eğitimci hedefte
14:34 İskenderun’da ‘tedbirlere uyalım’ çağrısı
14:27 Darp var rapor yok
14:02 Rapora rağmen bırakılmayan Bulut'un durumuna dikkat çekildi
13:37 Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Sosyete damadını görevden al
13:21 Sincan’da 4 kadın tutuklunun sağlık durumu kritik
13:17 Gazeteci Tepe'nin annesi 27 yıldır adalet bekliyor
13:10 Paylan’dan Albayrak’a tek soruluk önerge: İstifa etmeyi düşünüyor musunuz?
12:07 DEVA’dan 10 çözüm önerisi
12:05 DFG ve MKGP 3 gazeteciyi andı: Kalemlerini yerde bırakmayacağız
11:50 Marmara cezaevleri hak ihlalleri raporu açıklandı
11:40 600’üncü hafta: Son kayıp bulunana kadar mücadeleye devam
11:35 4 yaşındaki Miraç’tan 9 gündür haber alınamıyor
11:30 Garzan Mezarlığı'nın bulunduğu köyde yangın
11:01 Tutuklandıktan sonra ismi ‘gri listeye’ alındı
10:42 28 yıl oldu: Hüseyin Deniz’i unutmadık, unutturmayacağız
10:26 İzmir’de polisten şiddet gören kadınlar: İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz
10:11 Manisa'da mobilya fabrikasında yangın
10:05 Karlıova’da kavga: Bir kadın yaralandı
09:54 HDK Eş Sözcüleri: Demokrasinin anahtarı tecridi kırmaktır
09:35 ‘Düş Yolcuları Adalet Plaketleri’ töreni yasaklandı
09:27 Dolardaki artışın görünmeyen yüzü: Gelir ve servet dağılımındaki adaletsizlik
09:05 Diyarbakır’da korona ne aşamada?
09:04 Eğitim Sen Genel Eğitim Sekreteri: Okullar için hiçbir hazırlık yok
09:03 'Acil önlemler alınmazsa salgının kontrol edilemez noktaya gelecek'
09:03 ÇAYKUR'a karşı üreticinin yanında
09:00 Yangınlarla hafıza yok ediliyor
09:00 08 AĞUSTOS 2020 GÜNDEMİ
07/08/2020
23:10 Diyarbakır’da 346 sağlık çalışanı enfekte oldu
22:43 Bitlis'te 4.6 büyüklüğünde deprem
22:34 Kuzey ve Doğu Suriye’de Kovid-19’dan 3’üncü ölüm
22:16 Rakkalı aşiret: QSD etrafında kenetlenelim
21:13 7 gardiyan tarafından darp edilen tutuklu 2 gündür açlık grevinde
20:33 Son 24 saatte 1185 yeni tanı
20:06 BM: Lübnan insani krizle karşı karşıya
19:59 ‘Sorumlular derhal Lübnan halklarına hesap vermeli’
19:43 Aksaray Cezaevi’nde açlık grevi sonuç verdi
19:34 Uluslararası Af Örgütü’nden İstanbul Sözleşmesi için imza kampanyası
19:13 Uçak, Hindistan'a inişi sırasında ikiye bölündü: 15 ölü
19:07 Nusaybin Davası’ndan tutuklu Şeyhmus Koç ölüm orucunda
18:59 HDP PM üyesine gözaltına alındığı sırada ve emniyette darp
18:49 'Adalet sağlansın, Ebru ve Aytaç'ı yaşatalım'
17:53 Forkliftin altında kalan işçi yaşamını yitirdi
17:42 Açıklamayı takip eden gazeteciye soruşturma
17:32 Van Gölü'ndeki çalışmalar 41'inci gününde devam ediyor
17:22 Timtik ve Ünsal için AYM’ye başvuru yapılacak
17:07 Gabar'da orman yangını
16:54 Motorine zam geldi
16:50 İstanbul’da bir kadın katledildi
16:47 Kayyımın Kent Konseyi çağrısına tepki
16:29 CHP'den Erdoğan'a yanıt: Tırmanan işsiz sayısı
16:15 Erdoğan'dan krize savaş yorumu: Ciddi harcamalarımız oluyor
15:53 Anaokulunda velilere korona taahhütnamesi imzalatılıyor
15:18 Savaş uçakları Süleymaniye kırsalını bombaladı
15:14 Demirtaş’tan ölüm orucundaki avukatlar için çağrı
15:08 TTB: Birinci Basamak Sağlık Sistemi bir an önce programlanmalı
14:34 Cizre Belediyesi aracının çarptığı 1 çocuk yaşamını yitirdi
14:08 Eski kayyım Yaman’ın ismi Mardin'den siliniyor
13:33 SES’ten iktidara uyarı: Salgın ilerlemekte, vakalar artmaktadır
13:32 Ölüm orucundaki avukatlar için ‘adalet’ nöbeti
13:30 HDP’den halka korona uyarısı: Tedbir alın
13:20 ‘Keyfi ve hukuk dışı’ sürgüne tepki
13:07 20 yıldır bitmeyen restorasyon
12:33 Seydişehir Cezaevi’nde korona endişesi
12:32 Paylan: İktidarın tercihleri ekonomik krizi şiddetlendirdi
12:22 Günay: Türkiye İmralılaştı
12:15 İHD'den Maraş Cezaevi raporu: Tutuklular ağır tecrit altında
12:05 Ailelerden İmralı başvurusu
11:46 Dolar tarihi rekora ulaştı
11:01 ‘İnanç merkezine tankla, topla, kepçeyle giriliyor’
10:43 İŞKUR’un işçi alımını AKP İl Başkanı duyurdu
10:43 Dêra Zor'da suikastlardan 'petrol' çıktı
10:41 MB’den likidite hamlesi
10:41 Elazığ Cezaevi'nde iki günlük uyarı amaçlı açlık grevi
10:35 600 haftadır adalet arıyorlar
10:17 Gençler HES’lere karşı Zilan’da pedal çevirecek
10:15 Siirt'te 4 kişi serbest bırakıldı